DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 3018

BALIĞIN KARNINDAN ÇIKAN İNCİ

Gayet saf ve masum bir insandı. Bulduğu gün yer, bulmadığı gün de sabrederdi. Şikâyet asla aklına gelmezdi. Zaten tek sermayesi hanımının eğirdiği ipliğiydi. Hanım yünü eğirir, yaptığı ipliği de kendisi götürüp Basra çarşısında satardı.

Bir gün yine Basra çarşısında dolaşıp ipliğini satmış, parasını da avucu içine sıkıştırarak eve dönerken yolda bir alacaklının bir fakirin yakasına sarılarak hırpaladığını görmüştü:

– Yazık değil mi, niye hırpalıyorsun zavallıcağızı? diye çıkıştı. Alacaklı suratını astı:

– O kadar merhametli isen onun borcunu sen ver. Hâlâ ödemedi!

Avucu içindeki parayı saydı, tam fakirin borcuna karşı geliyordu. Gözünü kırpmadan uzattı:

– Al, işte senin paran. Ne sarılıyorsun adamın yakasına? İnkâr etmiyor, bulunca vereceğini söylüyor. Buna rağmen hırpalanır mı insan? diye söylendi. Parasını alan adam çekip giderken, borçlu fakir de boynunu bükmüş:

– Seni Allah gönderdi, bu adamın elinden kurtulamayacaktım yoksa, diye dualar etmişti.

Eve eli boş dönünce hanım sordu. O da durumu olduğu gibi anlattı. Hanım:

– Bu gece aç ta yatabiliriz. Ne olacak, ölecek değiliz ya, diye karşılık verdi.

Sabah oldu. Hazırlanmış yeni ipliği alıp hemen hızla çarşıya koştu. Ne yazık ki akşama kadar Basra çarşısında dolaştığı halde ipliği satamamış, boynu bükük vaziyette eve yönelmişti. Yolda önünde yürüyen biri vardı. O da elindeki balığı satamamıştı. Yetişip durumu anlatınca balıkçı teklifini yaptı:

– Ben balığı sana vereyim, sen de ipliği bana ver! Ellerindekileri değiştiler. İpliği alan meçhul adam hemen gözden kaybolurken, o da hızla eve gelip balığın karnını yararak pişirmeye hazırlandı. Ama, balığın karnından çıkan taşımsı bir cisim şüphelerini çekti. Aceleyle gittikleri kuyumcu, taşı inceledikten sonra teklifini yaptı:

– Bu, kıymetli bir incidir. İsterseniz size inciyi taşıyan balık ağırlığında altın verebilirim!

Razı oldular. Kocaman bir altın külçeyi almışlar, yokluğu da artık kapıdan kovmuşlardı. Geriye dönüp de dışarı çıkacakları sırada eşikte beliren bir adam seslendi:

– Lütfen balığımı bana geri verin. Ben yaptığım alış verişten pişman oldum!

Düşünmeye başladı. Balığın sahibi peşlerinden gelmiş, verdiğini geri istiyordu. Cevap verdi:

– Balık yok, ama karnından çıkan var, istersen vereyim, dedi.

Balıkçı hemen razı oldu. Elindeki külçeyi ona uzatarak:

– Buyur, al! deyince geriye çekilen balıkçı, şöyle cevap verdi:

– Balık sana helal olsun, karnındaki inciyle birlikte! Ben bir meleğim, seni imtihan için geldim. Müjde, imtihanı kazandın. Yoksul adamın borcunu vermen, Allah’ın sana böyle bir ikramına sebep oldu!

Bir de baktılar ki, balıkçının yerinde yeller esmiş, kimsecikler yok ortada.

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org