DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 2231

OLAYLARDAN NASIL İBRET ALMALI?

Olaylar bize ibret dersi vermeli, hikmet bilgisi sunmalıdır.

Eğer ibret almak, hikmet öğrenmek istiyorsak tabii. Geçmişteki âlimlerin birçoğu olaylardan aldıkları ibretlerle yükselmişler, öğrendikleri hikmetlerle olgun insan halini almışlardır.

Hicri (450)’de Bağdat’da vefat etmiş olan İmam-ı Maverdi, helal rızıkla yaşamak için gül suyu satar, başka işlere girişmez, hep ilimle meşgul olurmuş. Bu yüzden asıl adı Ali bin Muhammed olduğu halde ismi unutulmuş, gül suyu manasına gelen Maverdî şayi olup gelmiştir.

Maverdî, alışverişe dair de kitap yazmış, pek güzel bir üslupla konuları açıklamıştı. Bir gün bu kitabını eline alıp şöyle bir gözden geçirirken içinde hiç de uygun olmayan duygular belirmişti. Diyordu ki:

– Maverdî, aferin sana. Böyle güzel bir kitabı ancak senin gibi biri yazar. Şu anda Bağdat’ta herhalde böylesine değerli bir eseri kaleme alacak başka bilgin olmasa gerektir.

İşin garipliğine bakın ki Maverdî bu duygular içinde kitabın yapraklarını çevirirken iki kişi girer içeriye.

– Biz, derler, çölden geliyoruz. Bir deve satışımız oldu. Arkadaşlarımızla bir türlü anlaşamadık. Alışveriş şeklimizi anlatalım da lütfen bizi uzlaştırın. Yoksa birbirimize gireceğiz.

Anlatırlar deve alışverişlerini. Mesele gayet basit, orta dereceli bir öğrenim gören talebenin bilebileceği kadar kolay meseledir. Ama gel gör ki Maverdî bu alışverişin içindeki ayrıntıyı bilemez, cevabı da veremez. Çölden gelen iki adam, ümitlerini kesip kalkarlar. Giderken de söylenmeden edemezler:

– Şu meşhur kitabı yazan Maverdî bu muymuş? Basit bir sorunun cevabını vermekten aciz bir adama herkes büyük bilgin diye bakıyor. Belki kendi de kendini büyük âlim sanıyor.

Nitekim yolda rastladıkları Maverdî’nin öğrencilerinden birine meseleyi anlatırlar. Öğrenci soruyu dinler, cevabını da hemen oracıkta verir. Maverdî’nin altından kalkamadığı ticarî konu, böylece hal olur.

Adamlar, dönüp tekrar gelirler:

– Efendi Hazretleri, derler, cevabını veremediğiniz soruyu, yolda rastladığımız öğrencilerinize sorduk, cevabını anında aldık. Bu nasıl iştir böyle? Ders verdiğiniz öğrenciniz biliyor, siz bilmiyorsunuz?

Maverdî için tefekkür zamanı gelmiştir. Düşünür, düşünür. Sonra gereken dersi alır, bulması icab eden hikmeti de bulur. Ellerini havaya kaldırarak dua etmeye başlar:

– Allah’ım, der, beni bana hemen tanıttığın için sana ne kadar şükretsem azdır. Ya beni bana hemen tanıtmasan da, Bağdat’ta böyle bir kitabı yazacak bilgin benden başka yoktur iddiasında ısrar etseydim durumum nice olurdu? Ne utanç verici bir iddiada bulunmuş olurdum?

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org