DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1895

DÜŞMANIN SİNSİ NİYETİNİ FERASETİYLE ANLIYAN DEVLET ADAMI

Emevî hükümdarlarından Abdülmelik bin Mervân, onaltı senelik hilâfetinin ilk günlerinde fevkalâde hayırlı işler başarmış, âdil hizmetler görmüştür.

Şam’daki iktidarı zamanında İslâm devleti reisi olarak kendi adına ilk defa para bastıran, bu paraların üzerine de İhlâs sûresi ile kelime-i tevhidi yazdıran bu Abdülmelik olmuştur.

Hicretin (75)’inci senesinde hilafet görevine gelen bu zât, daha sonraları hudutlarını rahatsız eden Bizans İmparatoru 2. Jüstinyanos’a bir mektup göndermiş, mütecâviz durumuna bir son vermesini, aksi halde neticenin ciddi olacağını ima etmişti.

Abdülmelik’in yazdığı bu mektubu Bizans İmparatoruna götürmek üzere vazife alan elçi, büyük din âlimi Şa’bî idi. Şa’bî, beş yüz kadar sahâbeye yetişmiş, onların her birinden ilim ve irfan dersi almış, zekâ ve anlayışta bir hayli ilerlemiş, dirâyetli bir zât idi.

Kendisi zekâsının derecesini, hâfızasının kuvvetini ifâde etmek için şöyle derdi:

– Benim en az alâka duyduğum şey şiirdir. Buna rağmen dilesem size bir ay devamlı şiir okuyabilirim.

Milâdî (695)’de Abdülmelik’ten aldığı bu mektubu Bizans İmparatoru İkinci Jüstinyanos’a götüren Şa’bî, hükümdarla bir İslâm âlimine yakışan vekar ve heybet içinde görüşmüş, bütün tavır ve hareketlerinde düşmana moral bozan bir ciddiyet göstermişti.

Elçilik vazifesini pek uygun şekilde ifâ ettikten sonra geri dönmek üzere iken Bizans İmparatoru kendisine Halife Abdülmelik’e verilmek üzere bir mektup verdi.

Şa’bî, mektubu alıp koynuna koyduktan sonra Şam’a döndü ve emaneti Halifeye teslim etti.

Abdülmelik, mektubu açıp okuyunca dudaklarını bükerek konuştu:

– Şa’bî, ne diyor bu densiz görüyor musun?

– Ne diyor efendim?

– Diyor ki: Ey Abdülmelik, senin halkına şaşıyorum, nasıl olmuş da bana elçi olarak gönderdiğin bu adamı halife yapmamışlar?

Şa’bî, buna şu karşılığı verdi:

– Efendim, o sadece beni gördüğünden böyle söylüyor, ya bir de sizi görmüş olsaydı kimbilir ne düşünecekti?

Abdülmelik gülümsedi:

– Hayır, hayır Şa’bî! Kurnaz imparatorun söylemek istediği bu değildir. Onun kof beyninde beslediği başka ihanet var!..

– Ne gibi efendim?

– Bu cümlesiyle benden senin kafanı vurmamı istiyor, anladın mı?

– Nasıl olur?

– Bayağı olur işte. Demek istiyor ki, bu adam halife olacak kadar kabiliyet ve iktidarlı bir adamdır. Yakında bu kabiliyet ve iktidarını halkına gösterirse, senin makamına namzet olması mümkün olabilir. Öyleyse bir an evvel bunun başını vurdur, rakibini ortadan kaldır!

Kendini çok akıllı sanan imparatorun, asıl söylemek istediği budur!

Aradan zaman geçti ve Abdülmelik Şam sınırlarında Bizans İmparatoru İkinci Jüstinyanos’la görüşme fırsatı buldu. Sohbet sırasında söz, taraflarca içeriği bilinen mektuba da gelmişti.

Abdülmelik sordu:

– Şa’bî ile gönderdiğiniz mektubunuzda onun bana rakip olabileceğini îma etmiştiniz değil mi?

İmparator hemen cevab verdi:

– Evet, evet, hattâ ben onun size rakip olabileceğini ima etmekle kalmamış, mektubumda bir-iki cümleyle buna karşı tedbir almanız konusunda, ayrıca sizi uyarmıştım da!..

Abdülmelik’in cevabı şu oldu:

– Ama ben, Allah’ın verdiği ferasetle, sizin, Şa’bî’nin vücudunu bana ortadan kaldırtmayı düşündüğünüzü hemen anladım. Ve kurduğunuz sinsi plana kapılmaktan kendimi engelledim. Çünkü bizi sizden çok önce Allah’ın Resûlü uyarmış ve şöyle buyurmuştu: “Mü’minin ferâsetinden korkun, çünkü mü’min Allah’ın nûruyla bakar!”

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org