DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1848

HERKESE VERDİĞİ AKLINDAN KENDİSİ YARARLANAMAYAN ADAM

Bir bedevî ile çok şey bilmenin gururu içinde olan bir adam çölde karşılaşırlar. Bedevî, devesinin arkasında, elindeki bastonuna dayanarak kan-ter içinde yol almakta; yorulduğu için de, nefes nefese yürümektedir. Bilgiç adam, bedevînin bu haline acır ve sorar:

– Ey deveci, böyle kan-ter içinde nereye gidiyorsun?

– Nereye olacak, şu tepenin arkasındaki köyün pazarına... Deveme yüklediğim buğdayları satıp, üçbeş kuruş kazanacak, çocuklarıma elbise alacağım.

– Eh, devenin üzerinde de epeyce buğday var gibi görünüyor, eline bir hayli para geçecek galiba?

– Ne gezer!.. Devemin üzerindekinin hepsi buğday değil, bir taraftaki kumdur...

– Neden bir taraftaki kum?

– Neden olacak. Buğday dolu çuvalı devemin bir yanına bağlayınca, ağırlık tek tarafa yüklenmiş oldu, denge bozuldu. Ben de dengeyi sağlamak için, aynı büyüklükte bir çuvala kum doldurarak, diğer tarafa astım. Böylece iki tarafın da eşit ağırlığı bulması üzerine, yoluma devam ediyorum.

Bilgiç adam kahkahayla güler:

– İlahî deveci, ben de seni akıllı bir adam sanmıştım, meğer sen zır cahilin tekiymişsin. Hiç insan devesine kum yükletir, kendisi de kan-ter içinde asâsına dayanarak arkasında yaya yürür mü?

– Ne yapayım, elimden başka ne gelir?

– Ne gelir olur mu yahu? Bundan kolay ne var. İnsan, buğday çuvalının içindekini ikiye böler; kum doldurduğu çuvala buğdayın yarısını koyarak ağırlığı eşitler. Sonra kendi de devesine biner. Böylece, kasîde söyleyip, gazel terennüm ederek yoluna devam eder!..

Deveci, bilgiç adamın verdiği akla hayran olur ve “ne akıllı insanlar varmış yeryüzünde” diyerek, hayretini ifade ederken sorar:

– Senin gibi akıllı birinin, kimbilir ne kadar develeri, atları, sürüleri vardır değil mi?

– Hayır, benim ne develerim, ne atlarım, ne de sürülerim vardır. Ben, işte gördüğün gibi, üstü başı perişan, bugün bulduğunu bugün yiyen bir fakirim. Söylediklerinizin hiçbirine sahip değilim.

– Anladım, anladım. Bu söylediklerim yoktur ama, dükkânların vardır. Bütün servetini bu dükkânlara yatırdın ki, daha çok kazanasın, senin gibi bilgili ve akıllı insan hiç kazanamaz mı?

Bilgiç adam yemin eder:

– Allah’a and olsun ki, söylediğin servetin hiçbirine sahip değilim, gördüğün gibiyim. Hattâ şu yamalı elbisemden başka, giyecek yeni bir hırkaya bile sahip değilim!

Deveci bu defa hayretler içinde sorar:

– Öyleyse sen kendini dine vermiş bir Allah adamısın. Bu söylediklerini kazanmaya vakit bulamayıp Allah için hizmet etmektesin?

Bilgiç, buna da omuzunu silker:

– Ne gezer! Öyle de değilim. Sadece gördüğün gibi çok bilmiş bir adamım, zar zor geçimimi sağlıyorum.

Bu defa deveci ses tonunu yükseltir, hiddetli bir tavırla konuşur:

– Öyle ise buradan derhal uzaklaş. Kendine faydası olmayan aklın ve bilgiçliğin, bana da bir faydası olmasa gerektir. Akıl odur ki, evvelâ sahibini kurtarır, sonra da başkasını... Bilgiç kimse de, önce kendi işlerini yoluna koyar, sonra başkalarına yol gösterir. Sen ise, ne bir âhiret adamısın, ne de dünya... Verdiğin aklının, çok bilmiş tavrının tersi bir hal içindesin. Bu yüzden ben sana verdiğim yüksek pâyeyi geri alıyor, seni öyle eşsiz bir fikir sahibi diye tanımaktan vazgeçiyorum.

 

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org