DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 5476

KABUL OLMAYACAK DUA YAPINCA...

Dua deyince akla bir atasözü gelir:

–  Kabul olmayacak duaya âmin deme!

Çoğumuz bunu gelişigüzel bir lâf olarak söyleyip geçeriz. Aslında sanıldığı gibi gelişigüzel bir lâf değildir, yerinde bir sözdür bu. Nitekim bir adam ellerini açıp şöyle dua eder:

– Allahım! Beni nâmerde değil, merde bile muhtâç etme!

Adamın duasını işiten Hazret-i Ali şöyle seslenir:

– Ey Allah’ın kulu, kabul olacak dua et, kabul olmayacak dua etme! Ve şöyle devam eder:

– Bir adamın ne merde, ne de nâmerde muhtaç olmadan yaşaması mümkün mü? Allah’ın böyle bir kanunu var mı dünyada?.Sen ne merde,ne de namerde deme de,sadece namerde muhtaç etme diye dua et.B u dua kabul olacak duadır..

     İnsanın hiç kimseye hutaç olmadan yaşamayı istemesi,sanki ölümünü istemesi gibdir.Çünkü insan ancak ölünce kimseye muhtaç olamadan yatar kabrinde.Dünyada her insan bir diğerine mutlaka şu yada bu sebeple muhtaç olur.insanlığımızın icabıdır bu.Din kardeşligimizin gereğidir yardımlaşarak yaşamak.. 

  Bu vesile ile kabul olmayacak dua yapan bir adamın âkıbetinden söz etmek isterim sizlere, tarihî bir hâdisedir bu. Bakın, kabul olmayacak duası ona neyi kazandırıp neyi kaybettirmiştir görelim.?

     500 tarihlerinde Fas’ta hükümdarlık etmiş olan Taşkınoğlu Yusuf, merhametli, şefkatli bir hükümdardı. Âlimleri sever, dindara hürmet eder, çevresini yalnız âdil kimselerle takviyede bulunurdu.

 Bu yüzden halk da onu sevmiş, her Müslüman sanki onun gönüllü polisi olmuştu. Merakeş ve Endülüs’te ne söylenir, ne fısıldanırsa hemen Mü’minlerin Emirinin kulağına gelirdi. Kuş uçmazdı habersiz.

Bir gün üç kafadar bir oda içinde hayal kurup, dilekte bulundular. Biri şöyle temennide bulundu:

– Eğer Allah benim duamı kabul etse, hükümdardan onbin dinar para isterdim. Bununla bir ticaret organize eder, geliriyle geçinip giderdim.

İkincisi de şöyle temennide bulundu:

– Ben de yanında bana iş vermesini dilerdim. Garantili bir işte çalışır, perişanlıktan kurtulurdum, böylece...

Üçüncüsüne gelince, o da şöyle bir temennide bulundu:

– Ben sizin gibi ne para isterim, ne de iş. Bana sadece karısını boşayıp versin yeter. O soylu kadın benim karım olduktan sonra, parayı, işi ne yapacağım!

Gariptir ki, onlar bu konuşmalarını bitirdikten az sonra kapı çalınır. Hükümdarın adamları bu 3 kafadarı apar topar alıp huzura çıkarırlar.

Meğer bunların konuştuklarını duvarın arkasından dinleyen biri, isteklerini aynen hükümdara anlatmış. O da emir verip, onları huzuruna getirtmiş.

Emir, onlara şöyle der:

– Sen onbin dinar temennisinde bulunmuştun değil mi? Al, duan kabul oldu. İsteğin yerine geldi.

– Sen de iş istemiştin değil mi? Haydi senin de duan kabul oldu. Bugünden itibaren sarayımda çalışacaksın.

– Sana gelince ey cahil herif! Söyle bakalım niye kabul olmayacak dua yaptın, âmin dedin?

Ve hükümdar Yusuf bin Taşkın kesin emrini verir:

– Atın bu cahil herifi zindana. Ölmeyecek kadar yemek verin zindanda kaldığı müddetçe...

Uzun zaman zindanda tek çeşit yemekle beslenen adamı, nihayet bir gün çıkarırlar huzura.

Emir sorar:

– Ne yedin zindanda?

– Efendim, tadı birbirinden hiç  farkı olmayan yemekler, yedim. Hepsi de aynı. Hiçbirinin diğerinden farkı yok.

Emir şöyle devam eder:

– A cahil, bütün kadınlar da böyledir işte. Hiçbirinin diğerinden farkı yoktur. İster Emir’in karısı olsun, isterse çobanın.. Fark, sadece görüntüdedir.

Sonra bir miktar yol harçlığı ile giyecek elbise vererek  onu salıverirken son cümle ile unutamayacağı tambihte de bulunur:   

   - Bir daha kabul olmayacak dua edip de başını belâya sokmaya!

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org