DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 1883

Kefil

Ashâb-ı Kirâm’la oturmuş sohbet etmekte olan Halife-i Müslimin Hazret-i Ömer’in (Radıyallahü Anh) huzuruna, üç adam girdi. Bunlardan ikisi, aralarına aldıkları üçüncü şahsa kollarından sıkı sıkıya sarılmışlar:

– Kısas isteriz, yâ Emîre’l-mü’minin, kısas!” diye bağırıyorlardı...

Müslümanların âdil Halifesi:

– Durun bakalım, dâva görülmeden kısas olmaz. Derdinizi anlatın, bu genci neden böyle sıkı sıkıya yakaladınız, söyleyin bakalım?” diye sordu. İki gençten biri, şöyle konuştu:

– Yâ Emîre’l-mü’minîn! Biz iki kardeşiz, hayatımızı uğruna her zaman fedâ edeceğimiz sevgili babamız, bugün bahçede hurma toplarken, işte bu adamın attığı taşla öldü. Biz de kendisini yakalayıp, adaletinden emin olduğumuz Halife-i Müslimin’e getirdik. İsteseydik, aynı mukabeleyi yapar; biz de kendisini aynı taşla, babamızı öldürdüğü yerde öldürürdük. Fakat İslâm adaletinden şüphemiz olmadığı için, suçluyu huzurunuza getirdik. Adaletinizi bekliyoruz.”

Halife-i Müslimîn, nûranî simasında hiç de adam öldürecek bir çehre görülmeyen masum bakışlı gence sordu:

– Ne dersin, bak seni katillikle itham ediyorlar, kısas yoluyla idamını istiyorlar.

Masum çehreli genç şöyle konuştu:

“- Yâ Emîre’l-mü’minîn! Bunlar doğru söylüyorlar. Yalnız müsaade ederseniz, bir de olayı ben anlatayım: Çölleri bir uçtan bir uca âdeta uçarcasına gezen bir atım vardı; onunla Arabistan’ın en aşılmaz sahralarını tez zamanda geçer, akılların almayacağı kısa bir zaman içinde Kızıldeniz’den Bahreyn’e, Bahreyn’den Kızıldeniz’e kuşlar gibi uçardım. İşte bu eşsiz atımla gölgelikte istirahate çekilmiştim. Haberim olmadan küheylân boşanmış, biraz ilerideki bir hurma ağacının dallarını koparmış; uyandığım zaman yaşlı bir adamın atımı taşlamakta olduğunu gördüm. Nasıl olduysa ihtiyarın attığı taş, biricik atımın alnına değdiği gibi, birden atım yıkıldı ve hemen orada can verdi. Bu hale o kadar üzüldüm ki, aniden şoke oldum, ben de elime geçirdiğim bir taşı, nasıl olduysa ihtiyara fırlattım; o da vardı, zavallı adamı yere serdi. Bunlar da beni yakalayarak, huzurunuza getirdiler. Olay aynen böyle oldu. Ben Kur’an’ın emirlerine, bu hâdisede bana tatbik edilecek dinî hükme gönülden razıyım. Gerisini siz bilirsiniz.”

İslâm’ın âdil Halifesi:

– Suçunu itiraf ettiğin için, kısas lâzım gelir! buyurdular.

Bu söz, “Ben, İslâm’ın hükmüne razıyım,” diyen genci düşündürmeye başladı.

Kendisini teselli etmek isteyenlere karşı da, şu cevabı verdi:

– Ben, bana tatbik edilecek Kur’an hükmünden dolayı düşünüyor değilim. Keşke hayatım boyunca işlediğim hatâların hepsinin cezası dünyada verilse de, âhirete tertemiz çıksam. Şu anda düşündüğüm, küçük kardeşimin emânetidir. Babam vefat ederken, onun için bir miktar para ayırmış; bana vererek, büyüyünce kendisine teslim etmek üzere, saklamamı istemişti. Ben de onun parasını, yerini ancak benim bildiğim bir yere saklamıştım. Şimdi siz beni burada idam edecek olursanız, küçük kardeşimin emâneti üzerimde kalır; hem o perişan olur, hem de ben emâneti sahibine vermemek mes’uliyetine girerim. Beni düşündüren, işte bu mes’eledir. İsterseniz bana müsaade edin, memleketime gidip yetimin hakkını kendisine iâde edeyim; yakınlarımla da helâllaşıp hemen size döneyim!”

Mâsum çehreli gencin bu teklifine, dâva sahipleri razı olmak istemedilerse de, mecliste hazır bulunan Ebû Zerr’in:

– Bu simada yalan söyleyecek bir işâret göremiyorum, bırakınız gitsin. Üç gün içinde gelmezse, yerine beni idam edebilirsiniz. ben kefil oluyorum,” demesi üzerine, serbest bıraktılar.

Bir anda oktan fırlayan yay misâli ortadan kaybolan genç, emâneti yerine iâde etmek niyetiyle, çöllere doğru yaya olarak uçup giderken, arkasından konuşmalar başladı:

– Kendini kurtardı, artık gelir mi hiç? Can pazarı, elbette gelmez!

– Hayır, gelir. O, bütün his ve duygularıyla İslâm’a bağlı, ihlâslı bir Müslüman. Kendisini huzur-u İlâhî’de sorumlu etmek istemediği için, mutlaka geleceğine inanıyorum.

Ebû Zerr’de ise, hiçbir telâş ve heyecan eseri görülmüyordu:

– Siz üzülmeyin, gelmezse ben kefilim, yerine beni cezalandırın, diyerek mütevekkilâne neticeyi bekliyordu.

Artık aradan epey zaman geçmiş, verilen üç gün mühlet bitmeye yaklaştığı için, dâva sahipleri ileri-geri konuşmayı fazlalaştırmışlar; hatta bir ara:

– Yâ Ebâ Zerr! Gördün mü, vakit yaklaştığı halde, hâlâ meydanda kimseler yoktur. Kısas hakkımızı almadıkça, yerimizden ayrılmayız, diye tehditte bile bulunmuşlardı.

Halife-i Müslimîn Hazret-i Ömer ise:

– Kefil olduğunuz genç gelmezse, Allah şahit olsun ki, yâ Ebâ Zerr, İslâmın hükmünü sende infaz ederim! diyordu.

Ebû Zerr, Ashâb-ı Kirâm’ın ileri gelenlerinden, Resûl-i Ekrem’in de birçok defa iltifatına nâil olan büyüklerdendi.

Nihayet vakit dolup, beklenen saat tamam olduğu için, Ebû Zerr’in, yerinden kalkarak hazırlığa başladığı görüldü. Tam bu sırada da, uzaktan doz duman içinde bir adamın koşarak gelmekte olduğu söylendi. Bir müddet sonra nefes nefese gelen delikanlı, kanter içinde meclise girerek, özür dilercesine konuştu:

– Küçük kardeşimi dayısına teslim ettim. Paraların bulunduğu yeri de ona gösterdikten sonra, yola çıktım ve koşa koşa ancak yetişebildim. Görüyorsunuz ya, hava çok sıcak; çöllerde yol almak da pek kolay olmuyor!..

Suçlunun geri döneceğine bir türlü inanmayanlar, şimdi hayretler içinde kalmışlardı. Ebû Zerr Hazretleri’ne, bu asâletli gencin kim olduğunu, daha önceden tanıyıp tanımadığını sordular. O da:

– Ben bu genci tanımam. Kefil oluşum, onu bildiğimden değildir. Emîre’l-mü’minîn’in huzurunda ve Ashâb-ı Kirâm’ın arasında benden yardım isteyen bir Müslümana hayır demek, benim için çok ağır gelir. Onun için reddetmedim. Hem de, bu simada yalancılık işareti görmedim!

Gencin ve Ebû Zerr’in bu fedakârlıkları karşısında insafa gelen dâvacı gençler, “Madem bunlar sözünde durarak kendilerini kahramanca, İslâm’ın hükmüne fedâ etmek cesaretini gösterdiler; biz de dâvamızdan vazgeçiyor ve bu iki islâm kahramanını tebrik ediyor, katilin tecziyesini istemiyoruz,” diyerek haklarından vazgeçip işi tatlıya bağladılar.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org