DİNİ SORULARINIZA ÇÖZÜMLER

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
------------

 » MAKALELER

Okunma Sayısı : 4351

Faizsiz finans bankası ile faizli banka bir olur mu?

Soru: Finans kurumlarının verdiği kârla faiz bankalarının verdiği faizin miktarı birbirine yakın olduğundan dolayı farklarının olmadığını, finans kurumu da faiz bankası kadar fazlalık verdiği için onun da faiz vermiş olduğunu iddia eden bazı kimseler var.

Gerçekten de kâr-zarar ortaklığıyla çalışan finans kurumuyla sadece faiz şartıyla çalışan banka (verdikleri fazlalık birbirine yakın olduğundan dolayı) aynı sayılır mı? Birçok insanın zihnini bulandıran bu söylentinin gerçekle ilgisi var mı?

***

Cevap: Finans kurumunu çalıştıranlar elbette piyasa şartlarını gözetecek, faizli kurumlarla rekabet edecek bir kâr miktarı vererek müşterisini kaybetmemeye dikkat edecektir. Yoksa rekabet etme kabiliyetlerini kaybetmiş olur, piyasadan silinmeye mahkûm hale gelirler. Bunun için finans kurumları başkalarının verdiği faizden az kâr vermezler. Bu sebeple, verilen fazlalıkların birbirine yakınlığına bakarak ikisini bir görmek makul olmadığı gibi makbul da değildir. Çünkü her ikisinin de baştaki yaptıkları anlaşmaları farklıdır. Bu anlaşma farkı ikisini kesinlikle birbirinden ayırır, karıştırmaya imkan vermez. Çünkü banka parayı, miktarı belli bir faizle alır, verecekleri kimselere de yine miktarı belli olan faizle verir. Yani para hep faizde çalışır. Bu durumda buraya para veren faiz alma şartıyla vermiş olur. Buradan para alan da faiz verme şartıyla almış olur. Bu da faiz anlaşması olur.

Finans kurumundaki anlaşma ise bunun tam aksinedir. Kâr-zarar ortaklığında çalıştırılmak şartıyla para verilir, alan da kâr-zarar ortaklığında çalıştırmak şartıyla para alır. Bu da bir kâr-zarar ortaklığı anlaşması olur.

Bu itibarla, kâr ve zararı esas alan fînans kurumu, faizi esas alan bankayla aynı sayılamaz. İkisinin de verdiği aynıdır, denemez. Çünkü, anlaşma şartları ikisini birbirinden kesin çizgileriyle ayırmış olur. Bankaya para yatıran, ben miktarı belli olmayan kâr değil, miktarı kesin olan faiz istiyorum, demiş olur. Finansa para yatıran da, ben miktarı kesin olan faiz değil kesin olmayan kâr ortaklığı istiyorum, demiş olur. Gayet tabiidir ki, kim neyi istemişse onun sorumlusu ve muhatabı olacaktır. Bundan daha makul bir sonuç beklenilemez. Faiz isteyen faiz bankasına gider, kâr-zarar ortaklığı isteyen de kâr zarar ortaklığı yapan finans kurumuna gider. Yağ mumu isteyene yağ mumu, bal mumu isteyene de bal mumu verilir bu dünyada. Ahirette ise herkes tercihinin sorumlusu olacaktır elbette... Bu konuda Hamdi Döndüren'in İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi kitabına bakılabilir.

Soru: Bir yakınım benden finans kurumlarına yatırdığım paramı çekip kendisine vermemi istedi. Finans kurumunun verdiğinden az olmayan bir kârı ben de vereyim diye de teminat verdi. Bu teklife nasıl bakmalıyız? Kazanacağı meçhul; ama vereceği kâr ise malum. Kazanamasa da söz verdiği miktarı vermesi meşru mu?..

Cevap: Mahzur da zaten meçhul olan kâr miktarının baştan böyle malum hale getirilmesinden doğmaktadır. Az da kazansa, çok da kazansa vereceği miktarı önceden belli etme şartı, anlaşmayı fasit kılar, kâr anlaşması olmaktan çıkarır. 'Kâr ne kadar olacaksa, onun yüzde şu kadarını vereyim.' demek meşru bir söz verme ve anlaşma olur. Çünkü kazandığı miktar ne kadar olursa onun yüzdesi verilecek, böylece bir aldatma, aldanma da söz konusu olmayacaktır. Bu anlaşma özetle şu demektir: 'Para benden, çalıştırması senden, kâr-zarar ortaklığı ise ikimiz arasında tespit ettiğimiz miktarda pay edilecektir.'

Şahıslara çalıştırması maksadıyla sermaye vermelerde yazılı bir kayıt bulunmazsa sonuç, çoğunlukla anlaşmazlıklarla bitmekte, dostluklar düşmanlığa bile dönüşebilmektedir. Birine kazancına ortak olmak niyetiyle para vermelerde durumu şahitlerle tespit, yazıyla tevsik etmeye ihtiyaç kesindir. En sağlamı, şahıslarla yapılan anlaşmalarda şartlar ayrıntısıyla kâğıda yazılmalı, ihtilafa meydan vermeyecek açıklık ve netlikte konu belgelere bağlanmalıdır ki, dostluklar küslüğe dönüşmesin, öyle dememiştim de şöyle demek istemiştim gibi mazeretler dostluğu bozmasın.

 

....

 

ANA SAYFA | MAKALELER | DUA SAYFASI | ZİYARETÇİ DEFTERİ | KISA TARİHÇE | KİTAPLARI
Dini Sorulara Cevaplar 2007 - Sitede kullanılan makaleler kaynak belirtmek suretiyle farklı sitelerde ve ortamlarda kullanılabilir.
Web: www.ahmetsahin.org - Email : mail@ org - Webmaster: webmaster@ org